İslam Düşünürlerinin Eğitime Bakışı – Emre Taştankaya

İslam Düşünürlerinin Eğitime Bakışı – Emre Taştankaya

Nisan 21, 2022 0 Yazar: felsefelog

Eğitim nedir? 

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye ve dönemden döneme değişse de düşüncelerin ortak paydası insana dair olmasıdır  ve eğitim genel anlamıyla istendik davranış biçimlerinin ve bilgilerin bireye kazandırılması süreci olarak ele alınabilir


Farabî (İkinci Öğretmen/Üstad) 

Kısaca Kendisi ve Felsefesi

Farabî 780-950 yılları arasında yaşamış bir Türk -İslam filozofudur. Muallim-i Sânî ya da Hace-i Sâni (İkinci Üstad / Magister secundus) olarak bilinir. Hace-i Evvel (Birinci Üstad / Magister Primus) ise Aristo’dur.2 O, klasik Yunan felsefesi, özellikle Yunan siyaset felsefesi ile İslam’ı birbiriyle uzlaştırmaya çalışmış olan ilk filozoftur. Farabî’nin sistemini genel olarak bir spiritüalizm olarak nitelendirmek uygun olacaktır. Farabîci felsefenin genel çatısı Plotinusçu“sudur” panteizmine dayanmakla birlikte Farabî’nin teolojisi (ve buna bağlı olarak metafiziği,kozmolojisi, psikolojisi) eklektiktir: Yani Geç Yunan felsefe geleneğinde örneklerine tesadüf edildiği biçimde Platonculuk ve Aristotelesçiliğin, içine Stoacı unsurlar da katılmak suretiyle Yeni-Platoncu yönde telif edilmesine dayanır.3


Eğitime Dair Görüşleri4 

Farabî Yunan felsefesinden özellikle Platon’un düşüncelerinden oldukça fazla etkilenmiştir.İdeal Devlet isimli kitabında erdemli insanların özelliklerinden bahsederken bu özellikler arasında eğitimli olmasını da belirtmekle birlikte erdemin eğitim yoluyla aktarılabilen bir unsur olup olmadığını tartışmaktadır. Farabi’nin tek amacı vardır o da erdemli/yaşanabilir bir toplum inşa etmektir. Bu da başta o toplumu eğitmekle olmaktadır. Farabi’nin eğitim felsefesi ve devlet felsefesi birbirini tamamlayan iki düşünce olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun bu iki düşüncesinin temelinde eğitim ve öğretim faaliyeti vardır. Bu iki faaliyetin hem bireysel hem de toplumsal birçok işlevi bulunmaktadır. Eğitim felsefesi genel olarak eğitmek ve öğretmek üzerinedir. Eğitim önce bireyin daha sonra da toplumun yapıtaşının oluşturur. Çünkü birey ve toplum eğitim sayesinde gelişir ve eğitim sayesinde bir bütün olur.5 Farabi eğitim ve öğretimin birbirlerinden ayrı şeyler olduklarını belirtir. Öğretim insana yeni bilgiler  kazandırmaktadır. İlimlerin ve sanatların kavranıp öğrenmesi bu iki kavramla meydana gelmektedir. Eğitimin ahlakla şekillenmesi üzerine fikir beyan eden Farabi ahlakın eğitimle değişebileceği görüşündedir. Burada önemli olan şey iyinin ve yararlı olanın eğitimle olabileceğidüşüncesidir.6 Farabi eğitim ve öğretim arasında bazı farklara dikkat çeker. Ona göre eğitim, önce bireyin daha sonra da toplumun etik – ahlak ve bilimsel faaliyetler ortaya koyma yoludur. Öğretim ise kuramsal erdemler oluşturma yoludur. Bunun yanı sıra Farabi eğiticide iki nitelik olmasından bahseder ve eğiticinin bu iki özelliğini doğuştan ve sonradan kazanılan nitelikler olarak ortaya koyar. Doğuştan gelen özellikler Farabi’ye göre şunlardır: Konuşma, beden yeme, içme, doğru olma… sonradan kazanılan özellikler ise: Bilge olma, yararcı olma, zor durumlara karşı dayanıklı olma, insanlık için faydalı olanı ön planda tutma gibi.Farabi’ye göre bilgilerin bir kısmı doğuştan gelir bir kısmı da sonradan öğrenilir. Doğuştan gelen bilgilerin kaynağını biz bilemeyiz. Farabi doğuştan gelen bilgileri ilk bilgiler olarak adlandırır. Doğuştan gelen bilgilerin yanı sıra ikinci bir tür bilgiden bahseden Farabi bunun da araştırmak ve düşünmekle elde edildiğine değinir. İkinci tür bilgiye ulaşmak da yine birinci tür bilgilerden yola çıkılarak bilinebilir. Burada amaç doğru, net ve asıl bilgiye ulaşmaktır ki buna giden en sağlam yol da mantıktır.Diğer kategoride ise matematik, felsefe, fizik, ahlak, siyaset vardır. Farabi karşıt kavramlara büyük önem verir. Her şey zıddıyla bilinir. Yani varlık, yokluğu olumlar. Bu da bize Platon’un Parmenides’ini hatırlatır.9 Bir şeyin zıddı onun aykırısı demektir. Zıt hiçbir zaman şeyin kendisi olamaz.10 Eğitim anlamında Farabi’nin mantığa olan katkısı inkâr edilemez. Farabi’nin bu katkısı iki yönlüdür. Öncelikle Arapça bilen zümreye Aristoteles’in örnekleriyle mantığı anlatmış, daha sonra diğer zümreye de kendi örnekleriyle açıklama yapmıştır. Mantığın temel konularını sekiz başlık altında toplamıştır. 1- Kategoriler(Makulat), 2- Yorumlar, 3-Kıyas, 4- Burhan, 5- Cedel, 6- Safsata, 7- Hitabet, 8-Şiir.11 Türk eğitim tarihinde birçok düşünür, eğitim hakkında dolaylı yollardan fikir beyan etmiş ve eğitime katkıda bulunmuştur. Oysa Farabi eğitime doğrudan etki etmiş ve eğitim ile ilgili görüşlerini doğrudan söylemiştir. Bu bağlamda Farabi’nin bir eğitimci değil de sadece bir filozof olarak nitelendirilmesinin sebebi de onun eğitimle ilgili görüşlerinin sistemli olarak incelenmemesidir. Sistemli olarak incelenmemesi onun bir eğitimci olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu bağlamda Farabi’nin Türk ve dünya eğitimine yapmış olduğu katkıları şu şekilde sıralayabiliriz.

-Eski Yunan felsefesiyle İslam’ın dünya görüşünü bağdaştıran ve felsefeyi Türk veMüslümanlara öğretmiş bir felsefe hocası olması, 

-Eğitim ve öğretim arasında ilginç bir ayrım yapmış, 

-Öğreticileri tasnif etmiş ve öğretmenin özellikleri üzerinde durmuş, 

-Hükümdarlara siyasi eğitim dersi vermiş, 

-Bilgi ve fazilete dayalı ideal bir devlet düşünmüştür.12 


Farabi devlet yönetiminde de eğitimin rolüne değinmiş ve devlet yöneticisinde bazı vasışarınolması gerektiği üzerinde de durmuştur. Farabi’ye göre devlet yöneticisi kendisine söylenen herşeyi iyi anlayıp aktarmasını bilmeli, hafızası kuvvetli olmalı, öğrenmeyi ve öğretmeyi sevmesi,yemeye, içmeye ve kadına düşkün olmaması, ulu olması gibi özellikler şehrin yöneticisinde bulunmalıdır. Bu özelliklerin çoğunu taşıyan kişi reis olur.13 Farabi bunun yanı sıra öğretenindeve öğrenende de belli başlı vasışarın olması gerektiği üzerinde durur. Farabi iki öğrenmeyöntemi üzerinde durmuştur: 


1-Dinleme ve konuşmaya dayalı öğrenme yöntemi, 
2-Hal, hareket ve davranışları gözlemleyip bunları taklit etme yöntemi.


Ona göre eğitimin insanı geliştirmesinde bir diğer etken de hayal gücüdür. Özellikle çocukluk döneminde başlayan ve insan hayatının her evresinde olan hayal gücü eğitime ve öğrenmeye büyük katlı sağlamaktadır. Farabi’de öğretmende bulunan özellikler de şu şekildedir: 


1-İyi karakterli, gerçekçi, 

2-Öğretmeyi seven, gönül insanı ve çıkar beklemeyen, 

3-Öğreteceği şeyde uzman olup, yetkinleşmiş olmak. 

Farabi öğrencide bulunması gerek özellikleri de şu şekilde sıralamaktadır. 

1-Anlatılan kavramları içselleştirebilmeli, 

2-Bu içselleştirdiği kavramları ifade edebilmelidir.14 


Şunu belirtelim ki Türk İslam düşünürü Farabi eğitim öğretimi anlatan tek bir eser dahi yazmamıştır. Ancak pasajlara baktığımızda eğitim öğretime değindiğini görmekteyiz.Farabi’ye göre eğitim öğretim genel anlamda insan nefsiyle ilgilidir. İnsan, nefis sayesinde erken yaşlarda devlet, toplum, halk bilincine ulaşır.15 

Bîrûnî 


Kısaca Kendisi ve Felsefesi16 

Türk bir aileden gelen Bîrûnî, 3 Zilhicce 362/4 Eylül 973 senesinde Harizm’de doğmuş443/1051’de Gazne’de vefat etmiştir. Hayatı boyunca döneminin bütün bilimleriyle (Astronomi, Matematik, Fizik, Tıp, Kimya, Coğrafya, Tarih, Dinler Tarihi, Mimari ve Şehircilik, Biyoloji, Dil alanlarıyla)17 uğraşmış ve eserler vermiştir. Eser verdiği alanlardan birisi de tarih ilmidir. Bîrûnî tarih felsefesi ve tarih biliminin felsefesi bağlamında kendinden önceki İslâm tarihçilerinden farklılık arz etmektedir. O, tabiat ve toplumun değişmez yasalar çerçevesinde işlediğine inanmaktadır. Buna bağlı olarak da tarihi hadiseleri döngüsel tarih felsefesi anlayışı içinde değerlendirmektedir. Bîrûnî, tarihi hadiseleri değerlendirirken ana kaynakları kullanmaya büyük bir önem vermektedir. Haberleri, bilim, akıl, mantık, evren ve dünyada işleyen yasalar çerçevesinde kritiğe tabi tutmaktadır. Böylece haberlerdeki doğruyu ve yalanı birbirinden ayırt etmektedir. Bu kriterlere uymayan haberleri reddetmektedir. Onun yalan haberleri ortaya çıkarmak için uyguladığı bir diğer ölçü, mukayese metodudur. Haberleri objektişik ilkesiyle ele almakta, tarihi hadiseleri birden fazla sebeple değerlendirerek yorumlamaktadır. İslâm tarihinde, tarihi bu kriterler çerçevesinde değerlendirme anlayışını İbn Haldun’la başlatmak bir gelenek haline gelmiştir. Nitekim o, bu konuları daha derin bir boyutta ele alarak sistematize etmiştir. Ancak bu kriterler, İbn Haldun’dan üç buçuk asır önce yaşayan Bîrûnî tarafından kavramlaştırılmış ve kullanılmıştır.


Biruni’ye Göre Eğitim ve Eğitim Yöntemleri 18

Biruni öncelikle Gözlem ve Deney’e büyük önem vermiş, bunlardan elde edilen sonuçları Tefekkür ve Akıl Yürütme ile birleştirerek Vahyin süzgecinden geçirerek gerçeğe ulaşılabileceğini söylemiştir (TDVİA, VI:209). Biruni’nin gözlemciliği daha çok Aristo kozmolojisine yönelttiği eleştirilerde kendini gösterir. Bir hipotezin deneyle test edilmesi fikrinin yanında ölçmeye verdiği değer, Biruni’yi fizik ve matematiğin modern kavranışına çok yaklaştırmıştır. O’na göre insan cüsse itibarıyla bir çok canlıdan küçük olmasına rağmen aklı sayesinde hepsine hükmedebilir (TDVİA, VI:209 – 211). Biruni’ye göre bilimsel düşünce ve Eğitimde özgürlük olmalı, akla uygun yöntemler kullanılmalı, bilimsel çalışma yapan insanlar cesaretlendirilmeli, çalışmalarına saygı duyulmalı, önlerindeki her türlü engel kaldırılmalıdır(Aksoy, 2008:40). Biruni’ye göre yaratılış itibarıyla kötülüğe meyilli olan insan, ancak dini ve ahlaki değerler vasıtasıyla (eğitimle) terbiye edinip mutluluğa ulaşabilir (Özcan, 2007:71).Biruni’nin 113 eserinin olduğu 30 kadar ilim dalı ile uğraştığı ve 6 yabancı dil bildiği aktarılmaktadır (Aksoy, 2008:35). Deney ve Gözlem bilimsel bilgiye ulaşmada vazgeçilmez yöntemlerdir. Öğrencilerde bilimsel tutum geliştirmek açısından son derece önemli bir yöntem olan Deney’de öğrencilerin gözlem, sınış ama, tahmin etme, ölçme, verileri kaydetme,yorumlama ve sonuç çıkarma gibi kazanımlar da elde etmeleri mümkündür. Gözlem ise davranışları ayrıntılı olarak araştırmada kullanılan veri toplama tekniğidir. Doğal ve sistematik olarak iki şekilde yapılabilir (Kanadlı, 2015:306,307, 314; Sönmez, 2011:249).


İbn-i Sina (Avicenna -Üçüncü Aristo, 980- 1037)


Kısaca Kendisi ve Felsefesi 

İbn-i Sina 980-81 yılında Buhara yakınlarında Afşana köyünde doğdu. İslam Meşşai ekolününen büyük sistemci filozofu, ortaçağ tıbbının en önemli temsilcisidir. Ortaçağ filozofları kendisine Eş-Şeyhu-r Reis unvanını takmışlardır. Batıda ise AVİCENNA (Filozofların Prensi)olarak bilinir. Aristo ve Farabi’den sonra “muallim-i salis” üçüncü öğretmen olarak adlandırılmıştır. İbn-i Sina adı İbraniceye çevrilirken ibn Aven halini almış, Aven Sina da Latinceye geçirilirken Avicenna şeklini aldı (Winter, 2016:35). Genellikle tıp ve Felsefe alanındaki çalışmalarıyla bilinen ibn-i Sina Eğitim alanında da çok önemli çalışmalar yapmıştır. Eğitim bilimini ilk defa Felsefeden ayrı ele alarak hakkında eser yazmış Türk -İslam filozoflarından biridir. Ülkemizde ve dünyada ağırlıklı olarak onun felsefi ve tıp alanındaki çalışmaları öne çıkmıştır.

İbn-i Sina’ya göre ruh, madde türünden değil, manevî bir tözdür ve bedenin beden olmasını sağlar. Bedenle birleşmeyen ruhun, bireysel varlığı yoktur. Onun tek ve kişisel oluşu, bedenle birleşmesinden ve onu bir araç olarak kullanmasından sonradır. Ruh ölmez; fakat beden ölümlüdür. Başka bir deyişle ruh, bedene eklenen, bedeni tamamlayan, bedenin etkinliklerini sağlayan bir güçler toplamıdır ve bitkisel, hayvansal, zihinsel olmak üzere üçe ayrılır. Ona göre,insanın ruhu kandil; bilim onun ışığı, tanrısal bilgelik ise, bu kandilin yağıdır . İ bn-i Sina’nın Ahlak Anlayışı: Ahlak anlayışında Eşatun ve Aristo çizgisindedir. En yüksek mutluluk, Allah’la insan aklının birleşmesidir. Ancak saf ve temiz insanlar, etkin aklın yardımıyla bu birleşmeyi sağlayabilir. Bu noktaya ulaşmak için, ruhun ve aklın temizlenmesi gerekir (Ülken,1957, s.201 ve s.302; Adıvar, 1970, ss.90-96;İslâm Ansiklopedisi, 1962; Ana Britannica, 1988,ss.438, 439).


İbn- i Sina’nın Eğitim Anlayışı19

İbn-i Sina, eğitimin doğumla başlaması gerektiğini savunur. Çocuğa, babası iyi bir ad koymalı ; çocuk her gün yıkanmalı, üşütülmemeli, annesi tarafından günde iki üç kez emzirilmeli ya da iyi bir sütana tutulmalı dır. Çocuk sütten kesildikten sonra, kötü huylar edinmeden eğ itilmeye başlanmalıdır. Çocuk, iyi arkadaşlarla oynamalı , onun tutarlı davranışları desteklenmeli, ona fazla baskı yapılmamalıdır. Yaptığı hatalar uygun bir biçimde düzeltilmeli, düzeltmiyorsa, azarlanmalıdır. Yine bu tutarsız davranışlarını sürdürüyorsa, o zaman şiddete baş vurulmalıdır. Altı yaşına gelince okula gitmeli, 14 yaşına kadar öğrenim görmelidir. Çocuklar teker teker değil, birlikte eğitilmelidir; çünkü tek tek eğitim hem çocuğa hem de öğretmene sıkıntı verir. Üstelik teke tek eğitimde, öğrencilerin birbirlerinden öğrenecekleri de olmaz. Oysa birlikte eğitimde hem bu gerçekleşir hem de çocuklar birbirleriyle yarışmaya başlarlar. Bu yarışma öğretimi tutarlı yönde etkiler. Ayrıca böyle bir eğitim ortamında, öğrenciler birbirlerine saygılı olmayı , başkasının haklarını korumayı da yaşayarak öğrenirler.


İbn-İ Sina’ya Göre Okulda Okutulacak Dersler  


Kur’an, din kurallar ı (Şeriat), dil, ahlaki şiirler, beden eğitimi, sanat ve mesleki becerilerdir. Beden eşitimi dersinde; yürüyüşle, yüksek atlama, top oynama, ip atlama, koşma, güreş, ata binme, kılıç kullanma gibi beceriler kazandırılmalıdır. Din kuralları dersinde, İslâm’ın temel ilkeleri, bilimin yararları ve üstünlüğü,cahilliğin kötülüğü örneklerle işlenmelidir.


İbn-i Sina’ya Göre Öğretmen

Öğretmen, her çocuğun yeteneğini, ilgisini, zevkini araştırılıp bilmeli; bunlara uygun bir sanatı ya da mesleği ona öğretmelidir. Öğretmen, dindar, dürüst, bilgili, insaşı, temiz, kibar olmalı; çocuklarla sürekli ilgilenmeli, onları yalnız bırakmamalıdır. O; “çocuğa karşı, ne onun küstahlık  yapabileceği kadar yumuşak ; ne de korkup soru sormayacağı kadar sert davranmalıdır. Öğretmen, meslek ve iş eğitiminde, gereken ortamlarda öğrencinin çabuk öğrenmesini ve davranışının kalıcılığını sağlamak için araç gereç (eğitim teknolojisini)kullanmalıdır” görüşünü savunur. Genç, öğrendiği meslek, ya da işle yaşamını kazanmaya başlayınca, babası onu iyi bir eşle evlendirip, artık evinden ayırmalıdır; çünkü bu, onun kendine güvenini sağlar.


İbn-i Sina’ya Göre Eğitim ve Öğretim 

Eğitim, kadın, erkek herkes içindir. Eğitim işini anne, baba yani aile yüklenmelidir. Çocuklar, oyunla eğitilmelidir; çünkü oyun çocuğun doğal bir etkinliğidir. İbn-i Sina’ya göre eğitim ve öğretimin altı türü vardır (Akyüz, 1997, ss.21-27):

• Düşünsel (Zihnî) öğretim: Bu tür öğretimde, öğretmen genel bir konuyu, yaşamdan örnekler vererek açıklar. Söz gelişi kışın suyun donunca, kabını parçalayacağını belirterek nedenlerini ortaya koyar.

• İş içinde (Sınaî) öğretim: Öğretmen testere, rende, burgu gibi araç gereç kullanmayı ve bir iş yapmayı öğretir. 

• Ezberle (Telkinî) öğretim: Öğretmen, şiirleri, otların adlarını vb. tekrar ettirerek öğretir. 

• Öğütle (Tedibî) öğretim: Öğretmen öğüt vererek, bazı değerleri öğretir. 

• Taklitle öğretim: Öğretmenin söylediklerinin, yapıp ettiklerinin öğrencilerce hemen yapılması, gösterilmesidir. 

•  Nasihatle (Tenbihî) öğretim: Öğrenciye, çevresinde karşılaştığı olayların nedenlerinin öğretilmesidir. Söz gelişi, cisimlerin yerçekimi nedeniyle düşmesi,yağmur yağması, yıldızların parlaması gibi olguların öğretilmesinde nasihatle öğretim kullanılmalıdır. 


Gazzâlî (Haccetül İslâm, 1058- 1111)20 


Kısaca Kendisi ve Felsefesi 

Gazzâlî, Hicri 450 (Miladi 1058) yılında İran’ın Horasan bölgesinin Tus şehrinde doğmuştur.İlk öğrenimini Tus’ta Ahmed bin Muhammed er -Razikânî’den almış, daha sonra Cürcânşehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş; daha sonra da 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadi düşünce olarak Ebü’l HasanEş’arî’den ve ameli görüş olarak ise Îmam Şafii’den etkilenmiştir.21 

Gazzâlî’ye göre tüm evrenin yaratıcısı Allah’tır. Evren O’nun tarafından yoktan var edilmiştir. Gazzâlî’ye göre, evreni Allah, kendi hür iradesiyle yaratmıştır. Evren (âlem) ezelî ve ebedî(sonsuz) değildir. Ebedî, ezelî, mutlak irade ve kudret sahibi Allah’tır. Başı ve sonu belli olan evrense, yok olacaktır. Gazzâlî’ye göre, neden-sonuç bağlantısı zorunlu bir bağlantı değil, tersine alışkanlık bağlantısıdır. Doğa kanunlar ı, Allah’ın eylemleridir. Yani bunlar Allah’ın koyduğu kanunlardır; çünkü evrendeki düzeni yaratan, koyan ve sürdüren Allah’tır. Öyleyse Allah, bu düzeni, kanunları her an değiştirebilir. Nitekim insanlara, peygambere yaptırdığı mucizelerle, bu düzeni değiştirebileceğini göstermiştir. Duyu ve akılla gerçeğe ulaşılamaz; çünkü bunlarla elde edilen bilginin yanlış olduğu çoğu zaman görülmüştür. Doğru bilgi, ancak ve yalnız kalple elde edilebilir; çünkü akıl yanılabilir, fakat iman yanılmaz. Bu da sezgiyle sağlanır. Kişinin kalp gözü açıksa, gerçek aydınlığa, doğruya kavuşur. Aydınlığa, gerçeğe kalp gözüyle, sezgiyle ulaşılır; fakat onunla bir olunamaz. Yani Allah’a ulaşılabilir, fakat Allah olunamaz. Gazzâlî’nin Ahlak Anlayışı: Gazzâlî’ye göre, ahlaklı insan, kesin bilgiye sahip olandır; çünkü kesin bilgi, hakiki ahlaktır. Bu tür ahlak anlayışında, makamdan, maldan, paradan, puldan vb. özelliklerden yani insanı yüksek amaçlardan alı koyan tüm dünyevî (maddi)özelliklerden kaçmak gerekir. 

Gazzâlî’nin Eğitim Anlayışı 

Gazzâlî insanın hem bu, hem de öteki dünya için yetiştirilmesini istediğinden öğrencilere tıp,matematik, dinî bilgilerle; mesleki beceriler kazandırılmasının fakat din ve şeriata aykırı felsefe gibi derslerin okutulmamasının gerektiği görüşündedir. Öğretmen sınıfta, ezber, tekrar, tartışma, dikkatli ve ayrıntılı tartışmayı kullanmalıdır; fakat bunların içinde tartışma ve düşünme önemlidir. “İki harfi anlamak, iki satır ezberlemekten iyidir. Bir saatlik tartışma, biraylık tekrar değerindedir.” önermeleriyle tartışma ve düşünmenin daha tutarlı olduğunusavunur.

Gazzâlî’ye Göre Öğretmen

Öğretmen, çocuklara kendi çocukları gibi davranmalı; öğüt vermeli,kötü davranışı olanları uyarmalıdır. Örnek insan olmalı, peygamber gibi davranmalıdır. Öğrencinin iyi hareketleri övülmeli, kötü davranışları olunca uyarılmalı; tekrar ederse, gizlice azarlanmalıdır. Son çare olarak dayağı önerir. Çocuğun geçmişte yaptığı hatalar, onun yüzüne her zaman vurulmamalıdır (İslâm Ansiklopedisi, 1962, ss.976-977; Ana Britannica, 1988, ss.319-320; Ülken, 1957, s.45ve s.70;Gazzâlî, 1980, ss.11-45).


İbn-i Rüşd (Averrhoes, 1126- 1198)


Kısaca Kendisi ve Felsefesi22 

İbn-i Rüşd’d e Fârâbî ve İbn-i Sina gibi Eflatun, Aristo ve Yeni Eflatuncuların görüşleriyle İslâmiyet’i sentezlemeye çalışmıştır. Arke (töz), Allah’tır. Allah, ilk hareket ettiricidir. Evren,sürekli bir değişme ve oluşum halindedir. Evren, zorunludur; olası değildir. Onun tözü(cevheri), madde ve biçimden oluşmuştur. Evren, öncesiz ve sonrasız bir birliktir. Ona yokluk,hiçlik vb. özellikler yüklenemez. Aristo mantığını benimser. Bütün insanların aklı, ilk akıldan çıktığı için bir birlik içindedir. Bu akıl ebedîdir. Tek tek insanların aklı ise, ölümlüdür.Kur’ân’ın bir  görünüş (zahiri), bir de gizil (batinî) anlamı vardır. Sıradan insanlar, görünüşteki anlamını, bilginler ve filozoflar her ikisini de anlarlar. 

Eğitim Dair Görüşleri23 

İbn Rüşd’ün eğitim ve öğretim plan ve programında okutulacak bilim dallarını şu şekilde sıralayabiliriz: Okuma Yazma, Mantık, Alet İlimleri, Fen Bilimleri, Din Eğitimi, Edebiyat ve Ahlak, Musiki ve Beden Eğitimi, Mesleki Bilgiler. Ona göre bütün ilimler kademeli olarak öncelik sırasına göre okutulmalıdır. Önce okuma ve yazmadan başlanmalıdır. Okuma ve yazmada okuduğunu ve yazdığını anlayabilecek seviyesine geldikten sonra mantık ilmi öğretilmelidir. Mantık ilmi öğretilirken beden ve musiki eğitimi de yapılmalıdır. Bundan sonra alet ilimleri öğretilmelidir. Alet ilimleri öğretildikten sonra fen bilimleri öğretilmelidir. Bunların başında matematik çok ciddi bir şekilde öğretilmelidir. Geometri, fizik ve astronomide aynı şekilde. Kademeli olarak fiziki dünyadan başlayarak fizik ötesi dünyaya geçilmelidir. Fizik ötesi dünyayı içine alan metafizik ve ilahi alanı kapsayan ilahiyat bilgilerine varılmalıdır. Din bilgisi ve ilahiyat çok iyi bir şekilde kademe kademe olarak öğretilmelidir. Bunların yanında edebiyat ve ahlak dersleri de çocuklara zorunlu olarak verilmelidir. En yüce bilgi ve ilim olarak felsefe en son olarak okutulmalıdır. Eğitimin en yüce gaye ve hedefi de felsefeyi iyi tanıyan kişilerin sayısını artırmaktır. Felsefi konularda derin bilgiye sahip olan kişileri yetiştirmektir. Felsefi ağır konulara gitmeden önce öğretilmesi kolay olan konulardan başlanmalıdır. Bunların genelde maddi konularla ilgisi olan bilimlerden başlanmalıdır. Sonra diğerleriyle devam edilmelidir. En sonunda felsefe eğitimi yapılmalıdır. 

Okul Öncesine Dair  

İbn Rüşd o dönemde okul öncesi eğitimin önemini kavrayan biri olarakkarşımıza çıkmaktadır. Ona göre, okulöncesi eğitimin önemi İnkâr  edilemeyecek bir özelliğe sahiptir. Her ebeveyninin görevi çocuğun elinden tutup okula gitmeden önce okula hazırlamaktır. Okulda neler ile karşılaşacaklarını önceden göstermek, nasıl ve ne yapacakları konusunda da ön bilgi ve alışkanlıklar kazandır malıdır. İbn Rüşd okul öncesi eğitimin temellerine şu kavramları koymaktadır: sosyalleştirme, hazırlama, cesaretlendirme ve yabancılaşmayı ortadan kaldırmak. Deme ki çocuğun sosyalleşmesini sağlayan en önemli yaşlar okul öncesi yaşlardır. Okul dönemi eğitimine çocuğu hazırlayan en önemli zaman dilimi de okul öncesi eğitimdir.

Okul Çağına Dair

Düşünürümüz okul çağı dönemine çok büyük önem vermektedir. Her kişinin temel hakkı olarak tanımaktadır. Ebeveynlerin görevi çocuklarını temel eğitim ve öğretimden geçirmesidir. Ona göre eğitim ve öğretim zorunlu olarak bütün vatandaşlara verilmeli. Bu mesuliyet ne kadar ana babaya düşerse bundan daha çok devlete düşmektedir. Devletin halkına karşı en temel görevi eğitim ve öğretim imkanını tanıması, bütün vatandaşlarına hiç düşerse bundan daha çok devlete düşmektedir. Devletin hakkına karşı en temel görevi eğitim ve öğretim imkanını tanıması, bütün vatandaşlarına hiç İstisnasız ve hangi tabakaya mensup olursa olsun hepsine aynı hakkı tanımalıdır. Eğitim faaliyeti devletin kontrolünde ve yönetiminde olmalı ve eğitim ve öğretim plan ve projeleri devlet tarafından hazırlanmalıdır. Eğitim ve öğretimden yararlanmada ve bu hakkı kazanmada vatandaşlar arasında cinsiyeti ayırımına gidilmemelidir. Devletin vatandaşına karşı ayrımcılık yapması zulümdür. Özellikle kız çocuklarının eğitimden mahrum bırakılması, İbn Rüşd’e göre en büyük günahtır. Kız erkek bütün çocuklara bu imkân tanınmalı, eşit manada fırsat verilmeli ve aynı eğitim faaliyetinden faydalanmaları gerekir.

Devlet ve Halkın Eğitimine Dair  

İbn Rūşd’e göre mütecanis (türdeş, bağdaşık)  bir halk topluluğu ve devlet yapısı oluşturmak  için eğitim ve öğretim sitemi ve faaliyeti şarttır. Düşünürümüzün düşüncesinde devlet, her şeyden önce eğitim ve öğretim teşkilatı ve organizasyonudur. Devletin hazırlayacağı eğitim ve öğretim projesi ve sistemi her zaman kendine hedef olarak, insanların gönüllerine faziletleri ekmek, insanların duygu ve vicdanını sağlıklı bir şekilde oluşturmak ve de birbirine karşı saygılı insanlar meydana çıkarmaktır. Yetişkinler eğitimi konusunda yapılan araştırmalara baktığımız zaman bu konudaki çalışmaların çok geç başladığı ve yetişkinler eğitiminin önemi çok  geç farkedildiğini görüyoruz. Ancak İbn Rüşd çok asırlar Önce, özellikle orta çağ karanlık döneminde yetişkinler eğitimi üzerinde durması manidardır .Düşünürümüze göre, bu fırsattan yararlanmak isteyenlere devlet bizzat bu imkanları tanımadır. Devlet kontrolü ve yönetiminde gerçekleşmelidir. Yetişkinleri eğitme proje, plan ve programı bizzat devlet tarafından hazırlanmalı ye de vatandaşlara sunulmalıdır  İbn Rüşd’ün özellikle yaygın hazırlanmalı ve de vatandaşlara sunulmalıdır. İbn Rūşd’ün özellikle yaygın eğitimin devlet görevi olarak kabul etmesi yaklaşımı çağımızın da ötesinde gitmektedir. Devlet yaygın eğitim sayesinde, vatandaşlarına milletin kültür değerlerini tanıtmalı, benimsetmeli, geliştirmeli ve korumalıdır. Toplu yaşama, dayanışma, yardımlaşma, birlikte çalışma ve örgütlenme anlayış ve alışkanlıkları kazandırmalıdır. Bunun yanında çeşitli mesleklerde çalışmakta olanların hizmet içinde ve mesleklerinde gelişmeleri için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmaktır. 

Eğitim ve Öğretimde Kabul Edilmesi Gereken Esaslara Dair

Devamlılık ve İş Birliği 

İbn Rūşd’e göre eğitim ve öğretimde kabul edilmesi gereken esaslardan  biri eğitim ve öğretimde devamlılık ve iş birliğidir .Ona göre eğitim yeni, hiç  bilinmeyen ve daha önce uygulanmamı bir olgu değildir. Her nesil daha önceki neslin eseridir. Bizden önceki neslin bizi yetiştirmek için bir planı ve  birikimi vardı ki, biz bugün bugüne geldik. O birikimi ister beğenelim ister   beğenmeyelim ister yeterli görelim ister görmeyelim, asla inkâr  edemeyiz. Geçmiş nesillerle iş birliğini sağlamamız mecburidir. İbn Rüşd bu mecburiyeti oldukça geniş tutarak, geçmişin Müslüman veya Müslüman olmayan diye geçmiş nesillerle iş birliğini sağlamamız mecburidir. İbn Rüşd bu mecburiyeti oldukça geniş tutarak, geçmişin Müslüman veya Müslüman olmayan diye bakmayarak geçmişin birikimiyle iş birliğe girip, onların tecrübelerini  bugüne taşımayı ilke edinmiştir. Eğer bizden önce gelenler ister Müslüman olsunlar veya olmasınlar, herhangi bir konuda onların araştırması varsa, yardımlarını istemeliyiz. Bu başkalarının, dinde bizimle ortak olmasıyla olmaması farksızdır. Eğitim ve öğretimin bir kişi tarafından yönlendirilme ve bir kişiye her  şeyi yükleme anlayışına karşı olan İbn Rüşd, eğitim ve öğretimde ekip çalışmasını önermektedir. Çok yaygın olan bu geleneksel yaklaşımın karşısına ekip çalışmasını savunması,yaşadığı dönemdeki insanları şaşırttığı gibi,  bugün de bizim kendisine karşı ilgimizin artmasını sağlayan en etkili sebeplerdendir. Çünkü bu yaklaşımı çağımızın çok modern bir eğitim ilkesidir. Ona göre bilgi evrenseldir. Bilginin dinlisi veya dinsizi ya da milli veya milli olmayanı yoktur. Bilgi din, millet ve coğrafi sınırlar  içinde sınırlandırılamaz, dini ve milli damga vurulamaz.

Objektiflik

Eğitim ve öğretim ilkelerinin en temel olanı objektiflik ilkesidir. Düşünürümüz eğitim ve öğretim faaliyetlerinde olmasa olmaz olarak objektiflik ilkesini kabul etmektedir. Başta bilgi kimden gelirse gelsin objektif olma zorundadır. Bilgide kişinin şahsı, kişilik özellikleri öne çıkmamalı. Dini, milli ve sübjektif  vurgular bilginin evrenselliğini köreltmemelidir . Bilgiyi meydana getiren ve oluşturan kendini dar sınırlar içinde sınırlayarak kendi sübjektif  sınırlarını öne çıkarmamalıdır. Bilginin hakikâtlığı karşısında ilmî haysiyet ve adaleti korumalıdır. 

Yenilik/Yenilikçilik

İbn Rüşd bir taraftan eğitimin yenilik ilkesini ortaya koymuş diğer taraftan da eğitimin açık görevlerinden olan yenilikçi insanları yetiştirmek meselesini çağdaş bir bakışla gündeme getirmiştir. Ona göre ehil insan,ilim sahibi insan, görüş sahibi insan özellikle dinin hükümlerinde çağa uygun çıkarımlar yapan, yorumlar getiren ve yeni bakış açılanı ortaya koyan insandır. İbn Rüşd bizi öyle bir alana götürüyor ki, eğitim başarılı olup olmadığını anlaşılma ölçütünü yenilik yapacak insanlara bağlamaktadır. Bir eğitim sistemi yeni düşünce üreten insanlar yetiştiriyorsa başarılı demektir.

Tecrübe Edilmiş Kesin Bilgi 

İbn Rüşd’ün eğitim ve öğretimde öne sürdüğü bir diğer ilke, tecrübe edilmiş kesin bilgidir. Ona göre bilgi çok önemli, ancak bilginin kalitesi çok  daha önemlidir. Bu itibarla eğitim ve öğretim çalışmalarında, hakikate ulaşmakta kesin bilgiyi esas almıştır. O, asılsız bilgiyi reddetmiş, kesin  bilgiyi ise hakikatin şaşmaz ölçüsü olarak benimsemiştir. 

Özgürlük  

İbn Rüşd, insanı eğitirken özgürlüğü esas alan bir düşünürdür. Özellikle hür düşünce onun üzerinde hassasiyetle durduğu önemli bir konudur. Hürriyet denince öncelikle düşünce hürriyetini anlamaktadır  zaten ondaki Hürriyet denince öncelikle düşünce hürriyetini anlamaktadır. Zaten ondaki dışa vuran dinamizm, içinde yaşadığı bu hür düşünceden kaynaklanmaktadır. O kendi belliğinde özgür bir ortama sahipti. Kendisi bunu benimsediği gibi, başka düşüncelere de bu ortamı sağlamaktan imtina etmemiştir. O’nun ilkeleri arasında zorlama ve despotluk yoktur.

Hitabet

İbn Rüşd hitabet yöntemine evrensel boyut katmaktadır. Bunun her  millet ve insan için kullanılabileceğini ve Hz. Peygamberin en çok  kullandığı bir  yöntem olduğunu söyler. Hz.Muhammed’in kızıla ve karaya peygamber olarak  gönderilmekle temeyyüz (kendini gösterme,sivrilme, seçkinleşme)etmesi sebebi, O’nun şeriatı Allah’a davet yollarının hepsini içermesidir. Bu yöntemin dayandığı delil Allah Teala’nın şu kavlinde apaçıktır: “Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et. Ve onlarla en güzel olanla tartış” (Nahl, 125) İbn Rüşd açık bir şekilde hitabet yöntemini Kur’an-ı Kerim’den aldığını söyleyerek, bütün eğitim sistemlerinde kullanılan  bir metodun Kur’an-ı Kerim tarafından destek bulması ve Allah’ın emrettiği bir yöntem olması özenle üzerinde durulması gereken bir hususa eğitimcilerin dikkatini çekmektedir.

Tedricilik Yöntemi 

İbn Rüşd’ün eğitim ve öğretim sistemine baktığımız zaman tedricilik  yöntemi çok büyük bir yer tuttuğu ve önem verildiğini görebiliriz. Şöyle ki dünyevi ve uhrevi ilimler birbirine girmiş, birbirinden ayrılmayan bir bütünlük  ifadesi içinde, fiziki dünyadan başlayarak fizik ötesi dünyaya doğru gitmektedir. Bilinenden bilinmeyene, basitten zora doğru bir sistem olarak  ortaya çıkmaktadır.

Hikâyeler ve Masallar  

İbn Rüşd, çocukları eğitmekte hikayelerin kullanılmasını önermektedir. Ona göre öğretmek istediğimiz şeyi örneklerle anlatmak istediğimizde bunun için masallar en iyi yöntemdir. Çünkü çocuklar masallara, hikayelere ve menkıbelere karşı çok büyük bir ilgi duymaktadırlar. Eğer sadece anlatım yoluyla değil, resimleri de kullanmak istersek bu daha çekici ve etkili olacak. Çünkü hem kulağa hem de göze hitabetmiş oluruz. Düşünürümüz,hikayelerin içeriği ve çizilen resimler halkın değerlerine ve ahlaki yapısına uygun olmasını ister. Halkan ittifak ettiği konulara uyum sağlamalı ve de karşı olmamalıdır. Hikaye edilen şeylerde tek hedef çocuklar iyiyi işitecek ve de görecektir. Bütün yönleriyle iyi ameller onların içine nakşedilmektir. Öyle anlaşılıyor ki, İbn Rüşd çocuk psikolojisinin bilmekte ve bu metodun uygulanmasını teklif etmektedir. Çocukların muhayyilesini yani hayal yapma gücünü artırmanın yolu bu eğitim metodundan geçmektedir. 

Bilgi ve Zıtlık  

İbn Rüşd’e göre, bilgi zıtlıkların ortaya çıkarttığı bir olgudur. Bilgiye özgü olan husus, onun karşıtları,yani bir şeyi ve zıddını birlikte kavramasıdır. Tek  ve tam bilgi karşıtları bilmektir. Birini ikincisinin bilgisi ile bilme özelliğidir. Eğer bir konuda bilgi edinmek istiyorsak o konuyu bir bütün olarak  incelememiz gerekir. Sadece bir yönünü ele alarak diğer kısımlarını ihmal edemeyiz.

Ödül ve Ceza Yöntemi 

İbn Rüşd, ödül yöntemini, eğitimde sonuç almak için takip edilmesi gereken metod olarak kabul eder. Kişi arzu edilen doğrultuda gelişme ve  başarı gösterirse bol bol övgüsü yapılmalıdır. 

İbn Rüşd, cezanın da mükafat gibi insan fıtratına uygun olan ve fitri bir   beklenti olduğunu söyler. Eğitim ve öğretim faaliyetlerinde ceza metoduna yer  vermektedir. Ceza mükafat gibi motivasyon kavramlarından biridir. Çünkü insanlardan bazılar ki, bunlar insanlığın çok azını teşkil etmektedirler, ceza motivasyonuna yoğun olarak yatkındırlar. 

Öğrenmeyi Engelleyen Hususlar

İbn Rüşd, öğrenmeyi engelleyen hususlar olarak fıtri eksiklik, kişinin haddini bilmemesi, kötü alışkınlıklar, eğitim ve öğretim imkanlarından yararlanmamak, önyargıya sahip olmak ve de duygusal eksikliği görmektedir. 

Eğitimcinin Özellikleri

Eğitimcide bulunması gereken özellikler de, eğitimcinin akıllı, ahlaklı, alan bilgisi ve pedagojik formasyona sahip, meslek sevgisi, fiziki yapısı itici olmamalı, yüksek ideal ve de açık anlaşılır bir dile sahip olmaktır.


Ben Öğretmen Olduğumda24 


Öncelikle öğretmen olmadan önce kendimi maddi ve manevi olarak öğretmenliğe hazırlamalıyım daha sonra eğer gerçekten hazır hissediyorsam öğretmen olmalıyım yoksa bende birçok kişi gibi öğretmenlik yaparım, öğretmen olmam.25 Doğan Cüceloğlu bir röportajında öğretmenlik yapmakla öğretmen olmak farklı diyor ve şöyle söylüyor: “ Öğretmenlik yapan

 öğrenci görür karşısında ama öğretmen olmuş olan canlar görür karşısında.” İşte ben de ne zaman ki karşımda canlar görmeye hazırım o zaman öğretmen olur ve canların karşısında çıkarım. Çıktığımda ise ilk olarak vereceğim eğitim manevi yönde, ahlâki ve hayal gücünü kullanmaya/kurdurmaya yönelik olacak. Ders işleyişimi bu iki çerçeveden anlatmaya çalışacağım mesela yeri gelecek biyoloji dersinde bitkileri, ağaçları anlatırken ağaçların “Taç Utangaçlığını”26 anlatıp bu gibi doğadaki birçok fenomenden hayatlarına, yaşamlarına dair dersler çıkarmalarını sağlayacağım nitekim eğitim insanın doğumundan ölümüne kadar süren bir süreçtir. Bu süreçte o canların yaşamlarına içsel ve dışsal yol göstermek…

Öğrenci ve Veli İlişkisine Dair  

Öğrencilerin velileri tarafından sırf ders notları düşük olduğu için sürekli o derse zorlanmaları. Bu durum öğrencinin başarılı olduğu alandaki derslerini de etkiliyor  ve derslerden uzaklaşıyor. Öyle durumda yapılması gereken öğrencinin yetenekli olduğu alana yönelmesinde destek olmak.

Çok Ödev Az Başarı 

Öğrencileri çok fazla ödevle meşgul edip ödevin amacından saptırmamaya dikkat edeceğim çünkü ödevlerin amacı gün boyu okulda verilen dersin akılda kalıcı olmasını sağlamaktır ,öğrencileri dersten uzaklaştırmak değildir . Bu yüzden az ama öz ödevlerle öğrencilerin derse olan ilgi ve alakalarını arttırmayı hedefleyeceğim. 


Yazar: Emre Taştankaya


Kaynak: Emre Taştankaya, İslam Düşünürlerinin Eğitime Bakışı, https://www.academia.edu/72401432/%C4%B0slam_D%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCrlerinin_E%C4%9Fitime_Bak%C4%B1%C5%9F%C4%B1 , Erişim Tarihi: 21.04.2022


Dipnotlar;

Salih TOPRAK , FARABİ’NİN EĞİTİM ANLAYIŞI. 

Corbin, Henry (1986), İslam Felsefesi Tarihi: Başlangıçtan İbn Rüşd’ün ölümüne kadar  (1198) (İstanbul),İletişim Yayınları 

3 Farabi iş bankası ideal develt sayfaları da yaz 

4 FARABİ’NİN EĞİTİM ANLAYIŞI Salih TOPRAK  

5 Adnan Ayaz, Fârâbî’ De Siyaset Felsefesi Kaynaklarıve Etkileri, (DoktoraTezi, Marmara Üniversitesi), İstanbul, 2008, s. 158. Ve FARABİ’NİN EĞİTİM ANLAYIŞI Salih TOPRAK1 

6  Nejdet Durak, Aristoteles ve Farabi’de Etik, Fakülte Kitapevi Yayınları, Isparta, 2009, s. 271

7 Seyfettin Arslan, Eğitim ve Etik, Turkish Studies 10/7, Spring, 2015, s. 119. 

8 Mustafa Önder, Farabi, Biruni ve İbn-i Sina da Eğitim ve Eğitim Yöntemleri, Uluslararası Eğitim Teknolojileri Sempozyumu Tebliği, Sivas, Ekim 2017 s. 3.

9 İbrahim Medkur, İslam Düşüncesi Tarihi, trc. Osman Bilen, İnsan Yayınları, İstanbul, 1996, M.M. Şerif(Ed.), Farabi (s. 67-86), s. 70-71.

10 Farabi, El –  Medinetü’l Fazıla, trc. Nafiz Danışman, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2001, s. 18. 

11 Bilen, İslam Düşüncesi Tarihi, 73-74.

12  Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, Pegem Akademi, Ankara, 2012, s. 82. 

13 Farabi, El –  Medinetü’l Fazıla, trc. Danışman, s. 87-88-89.

14 Önder, Farabi, Biruni ve İbn-i Sina da Eğitim ve Eğitim Yöntemleri, s. 4. 

15 Hasan Aydın, Dini-Felsefi Temelleri Işığında Farabi’nin Eğitim Ütoptası, Kelam Araştırmalı Dergisi, ,2010, 8/1, s. 125. 

16 Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, X/2 (Kış 2010), s.19-38.(Daha genişaçıklaması için kaynakçaya bakınız.) 

17 Doç.Dr. Mustafa ÖNDER ,FARABİ, BİRUNİ ve İBN-İ SİNA’DA EĞİTİM ve EĞİTİM YÖNTEMLERİ,MART 24, 2018

18 Doç.Dr. Mustafa ÖNDER ,FARABİ, BİRUNİ ve İBN-İ SİNA’DA EĞİTİM ve EĞİTİM YÖNTEMLERİ,MART 24, 2018

19 Prof.Dr. Veysel SÖNMEZ, Açıköğretim Fakültesi, Okulöncesi Öğretmenliği Lisans PROGRAMI, EğitimFelsefesi, 5. Ünite 98-99.

20 Prof.Dr. Veysel SÖNMEZ, Açıköğretim Fakültesi, Okulöncesi Öğretmenliği Lisans PROGRAMI, EğitimFelsefesi, 5. Ünite 99-100.

21 https://tr.wikipedia.org/wiki/Gazzâlî

22 Prof.Dr. Veysel SÖNMEZ, Açıköğretim Fakültesi, Okulöncesi Öğretmenliği Lisans PROGRAMI, EğitimFelsefesi, 5. Ünite 100-101.

23  Nuhman JUSUFİ, T.C Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlahiyat Anabilim Dalı Felsefe ve DinBilimleri Bilim Dalı, İbn Rüşd’ün Eğitim Felsefesi,s215-220.

24 Lise dönemimde hazırladığım geniş kapsamlı bir eğitimsunumu: https://youtu.be/L4iV0Rju1GI 

25 https://youtu.be/lTkGjTkbZAw?t=3156“Öğretmenlik yapmakla öğretmen olmak farklı.” Doğan Cüceloğlu, GTZ YouTube kanalı.

26 https://tr.wikipedia.org/wiki/Taç_utangaçlığı


Kaynakça 

Genç Mütefekkirler Dergisi, Cilt:1, Sayı: 2, Aralık/ December 2020, Makale / Article: 136-149,FARABİ’NİN EĞİTİM ANLAYIŞI, Salih TOPRAK, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal BilimlerÜniversitesi Doktora Öğrencisi, salih_toprak_46_erz@hotmail.com, Orcid: 0000-0001-6902-7541

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, X/2 (Kış 2010), s.19-38, BÎRÛNÎ: İLMÎ KİŞİLİĞİ, TARİH ANLAYIŞI VE YÖNTEMİ (Bu makale 38. ICANAS’da(Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi) (10-15. 09. 2007, Ankara) Bîrûnî veTarih İlmine Katkıları başlığı altında bildiri olarak sunulmuş olup basılmamıştır), AbdullahDUMAN (Yrd. Doç. Dr., Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih BölümüÖğretim Üyesi, Van.) 

Doç.Dr. Mustafa ÖNDER, FARABİ, BİRUNİ ve İBN-İ SİNA’DA EĞİTİM ve EĞİTİMYÖNTEMLERİ, MART 24, 2018(https://mustafaonder.wordpress.com/2018/03/24/farabi- biruni-ve-ibn-i-sinada-egitim-ve-egitim-yontemleri/)  

Nuhman JUSUFİ, T.C Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlahiyat Anabilim DalıFelsefe ve Din Bilimleri Bilim Dalı, İbn Rüşd’ün Eğitim Felsefesi, s215-220.

Prof.Dr. Veysel SÖNMEZ, Açıköğretim Fakültesi, Okulöncesi Öğretmenliği LisansPROGRAMI, Eğitim Felsefesi, 5. Ünite