Heraklitos – Samet Tekin

Heraklitos – Samet Tekin

Ekim 2, 2022 0 Yazar: felsefelog

MÖ 535 yılında Efes’te dünyaya gelen Herakleitos, ontoloji, epistemoloji, etik ve politika kuramları geliştiren, kimilerine göre de ilk hakiki filozoftur. Herakleitos, kendisinden önce gelen bütün diğer Yunan filozoflarının aksine, bilimin herhangi bir özel alanında sivrilmeksizin kendisini bütün bilginlerin üzerinde sayan ilk filozoftur. 1

Bir demokrasi karşıtı olan Herekleitos, yaşadığı toplumun ahlakından da rahatsızlık duyar: “En kısa zamanda beni görmeye krallık konutuma gel. Çünkü Yunanlar çoğunlukla bilge adamları umursamadıklarından, onların ciddiyetle dinlenilmesi ve öğrenilmesi üzere uygun bir şekilde işaret ettikleri noktaları gözden kaçırıyorlar. Oysa benim yanımda sana her türlü ayrıcalıklı yetke sağlanacak: Her gün güzel ve ciddi şeyleri almak ve senin öğütlerine uygun onurlu bir yaşam.” “Ephesoslu Herakleitos, Hystaspes’in oğlu Kral Dareios’u selamlar! Yeryüzünde yaşayan her kim varsa doğruluktan ve adil olanla meşgul olmaktan uzak duruyor; doymak bilmez açgözlülükleri ve ün kazanmaya susamışlıklarıyla akılsızları yüzünden kötülüğe yöneliyorlar. Ben ise bütün kötülükleri unutan ve etrafını saran burnu büyüklükten dolayı her türlü hasetten ve yerleşmiş aşırılıktan kaçınan biri olarak Perslerin diyarına gelemem, kendi anlayışıma göre küçük şeylerle yetinen biriyim.” Herakleitos işte kral karşısında da böyle bir adamdı. 2

              Arkhe’yi ateş olarak gören Herakleitos, varlık kuramında her şeyin bir karşıtıyla oluştuğunu söylerek, varlığın sabit olduğunu düşünen Elealı Parmemindes’in aksine, varlığın sürekli bir oluş halinde olduğunu dile getirir: Ateş temel öğedir ve her şeyin değişimi ateşin seyrelme ve yoğunlaşmasıyla olmaktadır. Fakat bunu asla açıkça ortaya çıkarmaz. Her şey karşıtlara göre oluşur ve bütün her şey tıpkı ırmağın “akış düzeni”ndeki gibi akar; her şey tamamına erer ve Kosmos bir olur. Kosmos ebedi yaşam boyunca devirlere göre sırayla ateşten doğar ve tekrar ateşe geri döner; bu ise nasibe göre olur. Karşıtlardan oluşa yönlendirene savaş ve çatışma denir, büyük yangına yönlendirene ise anlaşma ve barış, değişim yukarı ve aşağı giden yoldur ve Kosmos buna göre oluşur. 3

              Var olanların yapıcısını oran, ölçü, akıl ve düşünce gibi anlamlara gelen Logos ile tarif eden Herakleitos, kaderin özünü her şeyin özü aracılığıyla yayılan Logos olarak açıklar. 4 Herakleitos’ta Logos oran ya da ölçü anlamı olarak anlaşılabilir. Nitekim o karşıtların birliğiyle ontolojisini açıklarken, insanın doğaya göre Logossuz olduğunu dile getirir. 5 Doğa tarihine bakıldığında da ekosistemlerin dengesini bozan yegane canlı türünün insan ve insanın müdahale ettiği evcil türler olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, onun Logosu bir denge, ölçü ya da oran olarak anlaşılmaktadır.

              Her şeyin bir oluş içinde olduğunu düşünen filozof, ancak bir referans noktası belirtildiği taktirde niteleme yapılabileceğini aktarır. O, varlığın göreli olduğu fikrini şu örnekleriyle beyan eder: “Güneş insan ayağı genişliğindedir.” “Beslenmede müshil kullanmak iyidir, beslenmede müshil kullanmak kötüdür; kötü ve iyi duruma göredir. 6 Herakleitos’a göre yalnızca iki şey asla değişmez: birinci olarak bütün bu değişmeler içinde tözün miktarı değişmez. İkincisi ise değişmelerin kendisi bir ölçüye, değişmeyen bir yasaya göre gerçekleşir.

              Buradan hareketle, ölçülü olmanın en büyük erdem olduğuna vurgu yapan Herakleitos’un etiğe olan yaklaşımını, doğa felsefesinde ayırmadığını görürüz. 7 Felsefede en çok tartışılan konulardan biri olan kötülük problemine karşıtların birliğinden hareketle, iyiliğin olabilmesi için kötülüğünde olması gerektiği gerçeğini ön plana çıkarır: “Numenius, yaşamın kötülüklerinin yıkımını ortadan kalkmasını arzulayan Homerus’u kınayan Herakleitos’u över; Homeros bunu arzulayarak eğer kötülüklerin kaynağı olan madde ortadan kalkarsa dünyanın da yok olacağını anlamıyordu.” 8

              Gerek dönemin çağdaşları gerekse kendisinden sonra gelen insanlar, düşüncesini anlamakta zorlanmalarının “karanlık” üslubundan ileri geldiğini düşünürler. Herakleitos’un etkilemiş olduğu 19. yüzyılın önemli filozoflarından Friedrich Nietzsche bu konuda şu fikirlerini aktarır: “Bu tür memnun olmayan insanlar, Herakleitos’un tarzının karanlık olduğuna ilişkin çok sayıdaki yakınmalarından da sorumludur: Gerçek şudur ki, neredeyse hiç kimse ondan asla daha açık ve berrak bir nitelikte yazmamıştır. Şüphesiz ki, Herakleitos kısa ve öz bir biçimde yazmıştır ve tam da bu nedenden, üstünkörü ve aceleci okuyanlar için karanlıktır. Ama -sıklıkla Herakleitos hakkında söylendiği gibi- bir filozofun, düşüncelerini saklaması için bir nedeni olduğundan ya da düşüncesizliğini sözcüklerin arkasına gizleyecek kadar kurnaz olduğu için, kasıtlı olarak muğlak yazdığı nasıl düşünülebilir?” 9 Bir başka Herakleitossever filozof olan Martin Heidegger, Nietzsche ile hemfikirdir: “Herakleitos’a “Karanlık olan” denirdi. Ama o, “Aydınlık olandır.” 10 Herakleitos’un etkilemiş olduğu birçok düşünür onun karanlık olmadığını, aksine kısa ve açık bir şekilde yazdığı fikrini savunmaktadır.


Yazar: Samet Tekin


Referanslar:

[1] Ahmet Arslan, İlkçağ Felsefe Tarihi-1, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul (2021), s.180

[2] A1.xiv Diog. IX 14

[3] A1.viii Diog. IX 8

[4] A8.iii AET. I, 28, 1(D. 323)

[5] A16. xi APOLL. Tyan. Ep. 18

[6] AET. II 21, 4(D 351, 20), C2. HIPP. de Nutr. 19

[7] B112: STOB. Flor. I, 178

[8] A22.iii NUMEN. fr. 16

[9] Friedrich Nietzsche, “Die Philosophie im Tragischen Zeitalter der Griechen”, Die Geburt der Tragödie Unzeitgemäße Betrachtungen, Kritische Studienausgabe 1, Deutscher Taschenbuch Verlag de Gruyter, Münih 1999, ss. 832-33.   

[10] Martin Heidegger, “Aletheia”, s.250